“Geceleri dışarı çıkarım ben”

“Geceleri dışarı çıkarım ben”

yeni temanı cok beğendim cok iyi ya

teşekkür ederiim, kötü oldu diye düşünmüştüm ama içim rahatladı şu andaa :)

vücudu güzel olan kızlar çıplak gezmeli bence.

Ben de küçük şeylerden mutlu olabilirim ama bu kadar bokun arasından o küçük şeyleri bulup çıkarmaya üşeniyorum.

- C. Bukowski

Aslında çok basit. Bir zamanlar varlığıyla seni hayata bağlayan kişi, şimdilerde yokluğuyla seni hayattan koparıyor.

Aslında çok basit. Bir zamanlar varlığıyla seni hayata bağlayan kişi, şimdilerde yokluğuyla seni hayattan koparıyor.

zayif kizlar cirkin oluyo kilo almalisin

bence sen şişkosun -.-

Birisi sizi üzüyorsa mutlu ettigi başka biri vardır mutlaka.

Gökyüzünü çok seviyorum. Çünkü; ikimiz de kafamızı kaldırdığımızda, aynı maviliği görüyoruz ve belki, senin verdiğin nefesi, ben bir kaç beden sonra, içime çekiyorum.

Gökyüzünü çok seviyorum. Çünkü; ikimiz de kafamızı kaldırdığımızda, aynı maviliği görüyoruz ve belki, senin verdiğin nefesi, ben bir kaç beden sonra, içime çekiyorum.

Ne gariptir değil mi ?
Bir gün sıradan bir konuşma sırasında O’nun koluna dokunursunuz mesela..
İzi kalır.
İnanamazsınız.
O gün karşılaştğınız bir çok erkeğin gözlerinin içine bakmışsınızdır. Hatta arkadaşınız olanlarla şakalaşmış, birbirinize dokunmuşsunuzdur.
Ama işte bu kez..
O’nun dirseğinin biraz üstündeki noktaya dokunduğunuz o anda..
Sanki zaman durur.
Başka şeylere değerken uyuşan parmak uçlarınız şimdi alev alevdir.
Şaşkınlık kolay dağılmaz, o iz orada kalacaktır artık. Parmaklarınızdan elinize, elinizden beyninize doğru yürür o temasın unutulmaz anısı. Küçücük bir temas, bir anlık dokunma nasıl böyle kesin bir ayrım çizgisi çekebilir ?
Nasıl olur da o erkek artık ötekilerden kesinkes ayrılır ?
O iz bir yaraya dönüşür sanki ve tek merhemi tekrar dokunmaktır, tekrar ve tekrar..
Kadınlar tanıdım. Anlatmazlar, sorarsanız asla öğrenemezsiniz. Ama dikkat ederseniz, anlarsınız: Bir gün bir adamın sadece omuzlarına değmiştir kolları ve “ruhları” özlemle hastalanmıştır.
Erkekler bilirim. Çok dostu değilseniz, açmazlar içlerini. Ama dikkat ederseniz anlarsınız: Bir kez tuttukları eli bir daha tutmak için günler, aylar boyu yanmışlardır.

Ne gariptir değil mi ?

Bir gün sıradan bir konuşma sırasında O’nun koluna dokunursunuz mesela..

İzi kalır.

İnanamazsınız.

O gün karşılaştğınız bir çok erkeğin gözlerinin içine bakmışsınızdır. Hatta arkadaşınız olanlarla şakalaşmış, birbirinize dokunmuşsunuzdur.

Ama işte bu kez..

O’nun dirseğinin biraz üstündeki noktaya dokunduğunuz o anda..

Sanki zaman durur.

Başka şeylere değerken uyuşan parmak uçlarınız şimdi alev alevdir.

Şaşkınlık kolay dağılmaz, o iz orada kalacaktır artık. Parmaklarınızdan elinize, elinizden beyninize doğru yürür o temasın unutulmaz anısı. Küçücük bir temas, bir anlık dokunma nasıl böyle kesin bir ayrım çizgisi çekebilir ?

Nasıl olur da o erkek artık ötekilerden kesinkes ayrılır ?

O iz bir yaraya dönüşür sanki ve tek merhemi tekrar dokunmaktır, tekrar ve tekrar..

Kadınlar tanıdım. Anlatmazlar, sorarsanız asla öğrenemezsiniz. Ama dikkat ederseniz, anlarsınız: Bir gün bir adamın sadece omuzlarına değmiştir kolları ve “ruhları” özlemle hastalanmıştır.

Erkekler bilirim. Çok dostu değilseniz, açmazlar içlerini. Ama dikkat ederseniz anlarsınız: Bir kez tuttukları eli bir daha tutmak için günler, aylar boyu yanmışlardır.

Kimseye ihtiyacın yok ki... Aşk olsa da olmasa da canın yanacak gibi yazıyorsun ya... o da başkalarının canını yakabilir.

O başkaları için üzgünüm, canım yanacak gibi yazmıyorum ki ben.

Canım yanmış gibi yazıyorum..

Loading more posts

About

ben suratına maske yaparken saçını toplamak yerine kafasına gözlük takan biriyim, hayallerin de ne kadar yer alabilirim ki?


merak ettiklerin varmış

Ask

Connect